Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu

Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu


 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Havas ilmi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
demon-php
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 187
Rep gücü : 437
Kayıt tarihi : 13/08/09
Yaş : 35
Nerden : istanbul

MesajKonu: Havas ilmi   Paz Ağus. 16, 2009 3:42 am

BİR KISSA: Cenab–ı Allah, Süleyman Aleyhisselâm'a "Âb–ı Hayat"ı içip kıyamete kadar yaşamak ile içmemek arasında serbest bıraktı. Süleyman Aleyhisselâm, kendisine bu güzel haberi getiren melekten biraz müsaade istedi. Süleyman Aleyhisselâm bu meseleyi danışmak için bütün canlıları topladı. Onlarla istişare etti.. Canlılar: "Âb–ı Hayattan içmeniz sizin için hayırlı olur." dediler. Sordu: "Neden?" "Hayat suyundan içerek, ta kıyamete kadar yaşar ve sürekli Cenab–ı Allah'a ibadet edersiniz. Bu ele geçmez bir nimettir." dediler. Süleyman Aleyhisselâm Hüdhüd kuşunun toplantıda bulunmadığını fark etti. Emir verdi: "Hüdhüd kuşlarından bir heyet gelsin." Biraz sonra Hüdhüd kuşları geldiler. Süleyman Aleyhisselâm onların fikirlerini de sordu. Hüdhüd kuşu: "Âb–ı Hayatı içmeyip, zamanı geldiği zaman ölmeniz sizin için daha hayırlıdır." dediler. Süleyman Aleyhisselâm sordu: "Neden?" "Eğer hayat suyunu içip kıyamete kadar yaşayacak olursanız, bütün sevdiklerinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın hep öldüklerini görecek, üzülecek ve hatta onların ölüm acısını içinizde hissedeceksiniz. Evlât acısı yürekleri yakar. Ayrılık acısı çok zordur. Allah'ın sizin için âhirette hazırladığı nimete kısa zamanda kavuşmak daha iyidir." dediler. Süleyman Aleyhisselâm, bu fikri beğendi. Âb–ı Hayatı içmekten vazgeçti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://parapsikolojik.yetkinforum.com
demon-php
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 187
Rep gücü : 437
Kayıt tarihi : 13/08/09
Yaş : 35
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Havas ilmi   Paz Ağus. 16, 2009 3:44 am

Havass sözü son bir, iki yıla kadar bilinmezdi. Tabii ki, bilinmezdi derken konuyla ilgilenen, araştıran ya da uygulayan kimse kastedilmedi. Halk arasında bilinmeyen, unutulmuş bir sözdü. Son bir, iki yıldan buyaysa az biraz duyululmaya, konuşma dilinde geçmeye başladı. Bunun nedeni belki insanların yeni bir şey zannederek konuya karşı merak duymaları belki basının yeni ve ilginç birşey ararken, "Havass diye bir şey de varmış" şeklinde düşünerek bazı yazılarda bu kelimenin geçmesidir. Havass'a karşı yeni yeni uyanan bu ilgi tabii ki, bir söze, isme uyanan ilgidir çünkü Havass'a karşı duyulan ilgi zaten vardı da insanlar ismini bilmiyorlardı. Bu ani ilgi uyanışı konusuna biraz aşağıda kendime göre bir yorum getirmeye çalışacağım fakat önce Havass'ın ne ifade ettiğini, bizlere ne ifade ettğini ve ne olduğunu kısaca görmemizde ya da hatırlamamızda fayda vardır.

Önce Havass'ın kelime olarak anlamını tam olarak bilmemiz gerekir.

HAVASS: Bu zaman zaman Havas şeklinde aksansız, son yıllarda televizyon haber spikeri olan, Türkçe bilmeyen cahillerin okuduğu gibi yani düblaj Türkçedi ile okuduğumuz kelimenin aslında ikinci (A) harfi aksanlı A'dır. Eski Yazı ile iki farklı şekilde yazılır ve farklı anlamları vardır.

1 - HAVASS:

Hı (600 değerindeki H), Vav, Elif, ve Sad harfleri ile yazılır. Ayrık ve bitişik yazılışları yukada görülmektedir.

Anlamları:

a) Hassa - Hass - Hassalar - Haslar - Keyfiyetler - Hususlar

b) Dindarlık ve doğruluğu ile, İlmiyle amil olup maneviyat nertebesinde yükselmekle makbul ve muteber olan zatlar - Zenginler sınıfı - Kur-an'i ve manevi sırlara ve hususlara vakıf bulunan, ilim, ibadet, taat ve takva yolunda yükselerek mümtaz olan Evliyaullah - Herkesin hürmet ettiği büyük zevat. (Bu anlamları kabaca yeni Türkçeye çevirirsek "Elit tabaka" dememiz mümkündür. Burada Havass sözünden bizim anladığımız anlamın kastedilmediği görülmektedir. Bizim anladığımız şekilde bir uygulamalar sistemini değil, o sistemlerdeki kişileri anlatmaktadır. Esasen Havass eski kouşma dilinde sık kullanılan bir kelime idi. Havass ve Avam gibi. Yani Elit kesim ve Ayak takımı.)

c) -Manevi tesir için okunan dualar.
(İslami - İlmi - Edbi - Felsefi YENİ LUGAT. Abdullah Yeğin. Hizmet vakfı yayınları 1992)

2 - HAVASS:

Ha (8 değerindeki H, Vav, Elif ve Sin harfleri ile yazılır. Bunun da ayrık ve bitişik şekilde yazılmış hali yukardadır.

Anlamları:

a) Hasse - Hasseler - Duygular

b) Havass-ı (Hamse-i) zahire: Zahiri beş duygu. Tadmak, görmek, işitmek, koklamak, dokunup duymak. Havass-ı (Hamse-i) Batına: Kalbe bağlı beş duygu. Hiss-i müşterek: Hayal kuvveti, Müdrike: Akıl, Vehim: Vahime, Hafıza, Mutasarrıfa: Meydana getirici hayal kuvveti.
(İslami - İlmi - Edbi - Felsefi YENİ LUGAT. Abdullah Yeğin. Hizmet vakfı yayınları 1992)


3 - HAVAS, HAVASS

Hasseler, duygular. Haavs-i hamse-i batına: İçteki beş duyu: Hissi-i müşterek, Hayal, VEHİM; Hafıza, Mutasarrıfa; Havass-i hamse-i zahire: Dıştaki beş duygu: Görme, işitme, tatma, koklama, dokunma.
(Osmanlıca Türkçe sözlük. Mustafa Nihat Özön - Bilgi yayınları 1971)


4 - HAVASS

Hass, Hassa.
a) Nitelikler, keyfiyetler.
b) İlerlemiş, ileri kimseler.
c) Okumuşlar, bilginler.
d) Padişaha ayrılmış gelir kaynakları.
e) Harflerden, bazı başka şeylerden ahkam çıkartma ustalığı. Bu iş için okunan dualar.
f) Havas ü avan: İleri gelenler ve halk (Herkes).
g) Ehli Havass: Büyücüler.
(Osmanlıca Türkçe sözlük. Mustafa Nihat Özön - Bilgi yayınları 1971)


Daha ileri gitmeden önce konuyla pratik ya da sadece merak seviyesinde ilgilelenlere, şayet ilgileri devam edecekse bir kaç tavsiyede bulunmak isterim. Ya yukardaki sözlüklerin ya da yeni baskı benzerlerinin ayrıca bir Osmanlıca imla lugatının alınması şarttır. Yine yardımcı kitaplar olarak bir tane Arap harfleri ile basılmış, Arapça Kur-an, Bir Kur-an meali şarttır. Son zamanlarda yaşar Nuri Öztürk meali çok moda olmakla birlikte ben Abdülbaki Gölpınarlı mealini tavsiye ederim. En iyisi, değişik kişiler tarafından hazırlanmış olan birden fazla meale sahip olmaktır. Ayrıca Eki yazı ve Arapça'nın yabancısı olanların birde Yeni türkçe harflerle yazılmış, Arapça Kur-an sahibi olmaları gerekir. Bu sonuncuya piyasada rastlamak daha zordur ve isteyene internet üzerinden gönderebilirim. Aslında bütün mealleri ve Arap harfleri ile basılmış Kur-an'ı internetten sağlamak ve para sarfetmemek çok kolaydır fakat bu gibi kitapların, kitap olarak elde bulunması pratik çalışmalar açısından çok daha pratiktir. Bunlardan başka, İstanbul, Beyazıt'taki, Sahhaflar çarşısındaki birçok dükkanda rahatlıkla bulunabilecek olan bir Eski yazı öğrenme kitabı alarak, Eski Türkçe okumayı ve yazmayı, kendi kendine öğrenmek çok kolaydır. Ben de, şu anda kullandığımız harflere ve Arapça, farsça kelimelerden arınmış bir Türkçeye taraftarım fakat her bilimin ve sanatın ve hatta mesleğin kendisine göre bir terminolojisi, bir geleneği olduğu unutulmamalıdır. Şayet Havass'la uğraşacaksanız bunlar şarttır.


HAVASS'A OLAN İLGİ

Yukarda da bahsettiğim gibi son yıllarda Havass'a olan ilgide gözle görülür bir artış oldu. Bunun olası nedenlerinden yukarda bahsettim fakat bir de kendime göre olan bir teorim var. Tabii ki, bu genel bir şey olmayıp, benim çıkarımlarımdır. Burada bahsetmem de sadece sohbet ve ortaya bir fikir atma niteliğindedir.

Benim mantığıma göre, Bilinen ve bilinmeyen bütün manevi ve hatta maddi sistemler bier akım halinde mevcut enerjilerdir. Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Maji, Yoga, Zen Budizm, Klasik Hint Budizmi ve hatta Putprestlik, Satanizm aklınıza gelebiecek olan bütün benzeri şeyler. Bunlar zaman zaman dünya genelinde öne çıkmakta ve zaman zaman da geri planda kalmaktalar. Her akım belli bir dalgada, frekansta ya da periodik bir çark üzerinde haraket edip, kendi etki dalgasını yayar gibi. Son on veya yirmi yıl içinde Müslümanlık'ta belli bir kıpırdanış ve öne çıkma, insanların daha çok ilgisini çekme hali var ve bu İslam ülkelerinin dışında olan birşey. Ülkemizde de İslami akımlar daha çok öne çıkmış ve hatta islami bir hükümet bile kurulmuştur. Şimdi isteyen bütün bu olanları politik gelişmelere, Hakim devletlerin politikasına, aşırı propagandaya, kitlesel cahilliğe veya akla gelebilecek her türlü sosyal ve politik akıma bağlayabilir fakat ben gene de, bunlarla bağlantılı bile olsa, temelde Müslümanlık akımının çarkın üst seviyelerine tırmanmasının ve insanların kitle bilinçaltı diyebileceğim bir programlama ile Müslümanlığa daha fazla baktıkları görüşündeyim.
Havass da, bir İslami sistem olarak insanların daha fazla dikkatini çekmeye başladı ve giderek ilgi artacaktır diyorum. Bunlar hiç bir şekilde kehanet değildir. Sadece mantık yürütme sonucu düşünülen şeylerdir. Şimdi Havass konusuna devam edebiliriz.


HAVASS NEDİR?

Burada tabii ki, beş altı sayf yazı ile bütün havass'ı anlatmak gibi bir iddiam olamaz. Burada sadece Havass'ın büyücülük olup olmadığını irdeleyebilirm ve aşağıdaki herşey benim kendi Havass'a bakış açımdır. Yani kimse kabul etmek zorunda değildir.

Yukardaki sözlük maddelerinde kelime anlamı olarak Havass'ın ne olduğunu gördük fakat işin bir de bizleri ilgilendiren yanı var. Havass bizim için farklı bir kavramı ifade eden bir kelimedir. Biize göre Havass İslami majikal sistem olmaktadır. Bu açıdan bakınca da bir çok kişi, özde birbiri ile fazla ters düşmese de, bir çok farklı yorum getirebilmektedir. Bu yorumlara aşağıda yer yer değinebiliriz. Fakat burada çok kestirme olarak birşey söylemek gerekirse, Havass İslami büyücülük sistem ve geleneğidir.

**********************************************************************************************
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://parapsikolojik.yetkinforum.com
demon-php
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 187
Rep gücü : 437
Kayıt tarihi : 13/08/09
Yaş : 35
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Havas ilmi   Paz Ağus. 16, 2009 3:45 am

***************************************************************
1 - SIRADAN BÜYÜCÜLÜK

Her ne kadar isteyen birkimse Havass'ı, Vefkler, Remil, cifir, Hadim davetleri, Tılsımlar gibi bir sürü dala ayırsa da, ne olursa olsun bu bir büyü sistemidir. Bununla beraber Orta Doğu'ya has bir riyakarlık da söz konusudur. Bulup açacağınız herhangi bir Havass kitabı ya da eski elyazması bir sürü büyü formülü ile doludur. Akla gelen, gelmeyen her uygulama ile karşılaşmak mümkündür. Buna karşılık sık sık da, "Aman bunları kötü amaçlarla kullanmayın. Aman kendinize helal olmayan bir kadını veya erkeği ayartmak için kullanmayın. Bu kötü şeyler yapana geri döner" mealinde yazılar vardır. Bu yazılar ya da ihtarlar zaman zaman ipin ucunu o derece kaçırırlar ki (Mesela "Gizli İlimler Hazinesi" isimli kitaplarda), acemi birisinin korkmasına, kendi kendisi ile mücadele etmesine ve sadece buyüzden bilinçaltı bir şartlanma oluşturarak, başarısız olmasına bile sebep olurlar.

Bütün pratik büyü kitaplarının üzerinde, Yok efendim, "Gizli ilimler hazinesi", "Dua Hazinesi", "Esmaların bilmem nesi" ve daha akla gelen her isim yazılır vehepsi de büyü ve büyücülüğü reddeder fakat içine bakarsınız, iki kişiyi ayırmak, bir kadının (Ya da erkeğin) aşkını elde etmek, Birisini oturduğu evden çıkartmak. Bir kimsenin işi ve kısmetini bağlamak, ya da tam tersi açmak. Bir veya bir kaç kişiyi kahredip, mahfetmek, Evden kaçan adamı geriye döndürmek, özelikle bir çok büyü bozma formülü ve akla gelen herşey var.

Hepsinde de bir ihtar bulunur. Bunları ancak hakden bir zalime yapın. Yoksa durum kötü olur, Asla kötülük için yapmayın. Şimdi herkes hem mantığını çalıştırsın, hem elini vicadınıa koysun da söylesin. Bunların en iyisi bile olasa hangisi büyü değil?

Havass'la ilgilenen kişiler veya cahil büyücülerin de bir iddiaları vardır. Birkere hiç birisi büyücü olmayı kabul etmez. "Biz sadece büyü bozarız, iyi işler yaparız" derler. Pekiyi. O zaman bozulan bu büyüleri kim yapıyor acaba? Baksanıza ortada büyücü yok ki. Herkes iyi.

Bir adam, bir kadının baştan çıkartılmasını istiyor. "Bu işleri evlilik amacıyla yaparız. Niyet temizdir. Sadece temiz niyetler için yaparız." Buna halk arasındaki bir, iki deyimle cevap vermek mümkün: "Hadi yaa" veya "Hade lennn". Şimdi bir düşünün kadın temiz niyetlerle evlenilmek için (Güya) baştan çıkartılıyor. Demek ki, o kadın, isteyen adamı istemiyor ki, böyle bir "dua!" yoluna baş vurulmuş. Ayrca ya o kadın başkasını seviyorsa. Bunun temiz niyet neresinde?

Evinden kaçan adam geri dönsünmüş. Bu iş iyilik içinmiş de şeriatça caizmiş. Bana da büyücülük yıllarımda bir sürü kadın gelip, kocasının geriye döndürülmesini isterken, akılları sıra beni razı etmeye çalıştılar. Bu iş yuva kurtarmak içinmiş. Tamam. Şayet İslami açıdan bakarsak: Her şeyden evvel senin kurtarılacak biryuvan yok hanımefendi. Neden? Çünkü İslami boşanma müessesesine göre zaten adam evden çıkarken seni boşamış sayılır yani eski günlerde olsa kapıdan çıkarken boşol deyip gidecek. Şimdi bunu demiyor ama prosedür aynı. Dolayısıyla adam gittiği, ayrılmayı söz konusu ettiği anda senin zaten evliliğin filan yok. Sen aslında başkası ile evlemek üzere olan bir adamı baştan çıkartıp kendine getirtme büyüsü yaptırıyorsun ve bir adamı başkasından ayırma büyüsü istiyorsun. Bu kadar basit. Aynı şey erkek tarafı isterse onun için de geçerli. Şimdi düşünün. Adamın eski karısı bu işin iyi ve caiz olduğunu ve büyü olmadığını söylüyor fakat kendisi adamın yeni evlenmek üzere olduğu kadının yerinde olunca "Eski karısı büyü yaptırdı" diyor. Demek ki, bir iş bizim yararımıza ve bizim bakış açımıza göre olursa iyi, büyü değil dua. Ama aynı şeyi karşı taraf yaparsa, o zaman büyü. Cehennemlik birşey.

Tabii burada halka yayılmış olan bu konulardaki riyakarlık ve çıkarcılıktan bahsetmiyoruz. Ana konumuz yapanların ve kitapların riyakarlığı. Sonuç olarak açıkça ortada ki, siz ister iyi ister kötü yaptığınıza inanın hiç farketmekszin yapılan iş büyüdür. Büyünün başka tarfifi var mı acaba?

Sakın ki, kimse benim bu gibi şeylere karşı olduğumu ve hiç yapmadığımı zannetmesin. Bütün bunları bol miktarda uyguladım ve hiç de pişman değilim. Burada sadece riyakarlığa karşı çıkıyorum.

İş açmak, Ticarette başarı, kısmet açmak. Bunlar ilk bakışta iyi işler gibi görünüyor. Tamam bir de bizim kısmetini açtığımız adamın ticari rakibi olan ve zarara giren, o yüzden işini kaybeden ya da bir sürü iş kaçıran adama bir sorun bakalım ne diyecek. Hür iradeyi etkileyen herşey büyüdür.

2 - YÜKSEK BÜYÜ

Geleceği görmek, Remil, Cifir, Fal akla gelen her tür kehaneti Yüksek Büyü'nün dışında tutuyorum fakat burada değinmeden de geçemiyeceğim. Bütün bu yöntemler ne derece kitabına uydurulmaya çalışılırsa çalışılsın, büyü denilen olgunun dışında kalmakla beraber islami değildir. Dinen yasaktır.

Yüksek büyü konusuna dönersek bu, onun karısı dönsün, bunun kocası dönsün, filan kadın baştan çıkartılsın gibi konulardan farklı olarak gerek bazı azimetlerle, çalışmalarla, esmaların zikriyle kendini geliştirmeye yönelik durumlardır. Çok daha evrenseldir. Bazı kişiler Havass'ın yukarda alatılan işlerle yanlış kullanıldığını, gerçek havass'ın bir ruhsal gelişme yolu olduğunu, bilgi ve bilgilenme yolu olduğunu ve daha bir sürü şeyin yolu olduğunu söylerler. Hayır efendim. Batıda bir çok mistik ekol vardır. Ruhsal gelişme yolu maji değil mistisim ekolleridir. Doğuda Hint büyücülüğü gelişme yolu değildir. Ruhsal gelişme yolu Yoga veya budizmdir. Müslümanlıkta da bir Tasavvuf müessesesi vardır ve ruhsal gelişmenin adresi havass değil, Tasavvuf'tur.

Dolayısıyla Yüksek büyü şeklinde tasnif ettiğim şekilde çalışma yapanlar da kişisel güç, kudret, insanlar üzerinde kontrol kurmak gibi amaçlarla çalışırlar. Bir çok Havass kitabının birçok formülünde de, şunu yapın, bunu yapın, kırk gün halvet ve riyazete girin, şu duaları ve esmaları okuyun, sürenin sonunda hadimler gelir, size ismi azam'ı öğretir. bundan sonra size yok, yoktur. Ne isterseniz yaparsınız, derler. Pekiyi bu nedir. Güç sağlamak işte. Herhangi bir varlık daveti, melek çağırmak ve akla gelen herşey büyüsel tabanda ve kişisel güç ve tasarruf tabanındadır.

Havass'ın bu olmadığını ve yapılan işlerin ruhsal gelişim amaçlı olduğunu iddia edenler konuyu bir de otorite sahibi olmuş, bilen, din adamlarına ve/veya mutasavvıflara bir sorsunlar.

Tabii Havass ruhsal gelişme yolu değildir demiyorum. Maji (Yani Kabala ve diğer batı tarzı uygulamalar) için de böyle bir şey söyliyemem. Maji ve Havass''ta gelişme vardır. Aynı zamanda günümüz Spiritüalizm, mistik ve tasavvufi ekollerin aksine güçlenmek de vardır. Burada hemen belirtmeliyim ki, günümüzdeki spiritüel, tasavvufi ya da mistik ekoller büyük havalarla, kendilerinde de güç olduğunu fakat doğru olmadığı için kullanmadıklarını ileriye sürselerde bunların güç iddiaları aşağıdaki fıkraya benzer.

Bir derviş, başka bir tekkenin dervişine demiş ki, "Biliyorusun. Akşam bizim Şeyh uçmuş". Diğeri sormuş, "Deme yahu. Nereden biliyorsun?" Birinci derviş kasılarak cevaplamış, "Kendisi söyledi."

"Şeyhin kerameti kendinden bellidir" diye bir söz vardır. Bu fıkra o sözü açıklar. Günümüzdeki spiritüelist ekollerin güçleri de bu fıkraya benzer. Gene konumuza dönersek Havass ve Maji'de (Bunlarla İslami ve batı majisini kastetmekteyim) tekammül vardır. Ayrıca güç de vardır. Ama faklı olarak gücü kullanmak vardır. Kulanılmayacak olan bir güç, güç değil olsa olsa hammallıktır.

Bu gücü kullanmayacak ve dünyasal arzularını tatmin etmeyecek olan kimse yıllarca ve yıllarca emek verip, hvass öğreneceğine gidip hayatını yaşasın. Boşuna zaman kaybetmesin. Sonuç nasıl olsa
farksız olacak. Şimdi Maji ve batılı mistik ekolleri hiç karıştırmadan sadece Havass ve tasavvuf açısından ele alalım. Hatta Havass da demiyelim. Büyü ve Tasavvuf diyelim.

DERVİŞİN YOLU VE SAVAŞÇININ YOLU

Yönetilen ve İsyan eden, Dervişin yolu ve Savaşçının yolu. Bunların hiç biri Karanlık ve aydınlık yana ait değildir. Her yanda iki yolun izleyicisi de olabilir. İkisinin de kendisine göre tehlike, zorluk ve keyifleri vardır.

Dervişin yolundan giden kimse, Tasavvuf, Yoga, Spiritüalizm ya da herhangi bir budist ekolün izleyicisi olabilir. Bu kimseler tam bir tevekkülle kendilerini rehberlerinin eline bırakırlar. Aslında dervişin yolu kişiliksiz, silik kimselere ait olmamakla birlikte zayıf ve silik kimseler dervişin yolunu izlerler. Burada esas olan imandır. İnanç, inanma ve söylenileni irdelemeden kabul etmek. Kendini üstün bir gücün yönetim ve ihtimamına terketmek. Şeyhin her dediğini kabul etmek. Koyulan fiziksel, ahlaki ve spiritüel kurallara tam olarak uymak. Yönetilmekten hoşlanmak. Bunlar aslında gereğince yapılırsa kötü şeyler değildir. Tarihte görülen bir çok ya da hemen hemen bütün mutasavvıflar Dervişin yolunu izlemişlerdir. Bununla beraber gerçek bir spiritüel ve fiziksel disiplin içine girebilecek kadar sağlam kimselerin yanı sıra tembel ve güçsüz kimseler de Dervişin yolu tarafından cezbedilirler. Bazı sahte şeyhler insanları rahatlıkla istismar edebilir ya da kendisini Astral rehber olarak gösteren değersiz varlıklar yolcuyu obsede edebilir. Bunlar dervişin yolunun tehlikeleridir. Özet olarak dervişin yolu, tevekkül ve teslimiyet, diğerlerine hizmet yoludur.

Savaşçının yolunu izleyen yolcuya gelince. Bu kimse daha dik başlı yapıdadır. Dervişin yolundan giderek kendisini disipline edeceği yerde isyan ve tahakküm duygularını serbest bırakıp, beslemektedir. Onun spiritüel rehberi daha arka plandadır ve genel olarak kendisini ortaya sürmez. Kişi kendi kararlarını vermek zorundadır. Karar vermek için yardım alamaz. Savaşçının yolundan gidenin bağlı olduğu ahlaki ve spiritüel kavramlar yoktur. O, zaten bu tür şeylere isyan etmiştir. Kendi kurallarını kendisi koyar. Genel olarak bilinen bir üste, şeyh ya da yönetici varlığa fazla tahammülü ve hayranlığı yoktur. Kendi üzerindeki güçleri kabul etmez, boyun eğmez, emir almaz ve gerekirse bunlarla savaşır. Mutasavvıflar arasından savaşçının yolunu izleyenler tek tük çıkmıştır fakat kayda değer bir majikal ilerleme göstermiş olan majisyenlerin bir çoğu savaşçının yolunu izlemişlerdir. Savaşçının yolundan giden kiş her şeyi irdeler. Kandi beğendiğini alır. Bununla beraber o da kendisini fazla büyük görmek, gücünün yetmiyeceği boyuttaki güçlerle karşılaşmak, obsesyon değilse bile hasara uğramak ve sık sık yanlış kararlar vermek gibi tehlikelere açıktır. Bu yolu da özetlemek herekirse Savaşçının yolu başkaldırmayı, kendi öz değerlerine güvenmeyi ve kendine hizmeti gerektirir.
KENDİNE HİZMET

Aslında kendine hizmet, hizmetlerin en önemlisidir. Herkesin içinin derinliklerinde Kendine hizmet güdüsü yatar. Şöyle bir düşünelim. Müslümanlık ilk çıktığı zaman. Ya da günümüzde. Tanrı iyi kullarına Cennet vaad etmeseydi. Kötü olana Cehennem tehdidini yapmasaydı. İlk ayetlerden birisi deseydi ki, "Cennet mennet yok. Ölünce yok olacaksınız. Bana döneceksiniz. Hiç bir mükafaat yok. Ama ben Tanrıyım. Bana tapın. Müslüman olun." Müslüman sayısı kaç olurdu acaba? Tamam bir çok imanlı ve anlayışlı kimse bu dini benimserdi. Bu muhakkak fakat ya geniş kitle? Ya Riyakarlar kesimi? Ya içki içenlere, kadınlara genç çocuklara iç çekerek bakıp, "Bunları Cennete elde edeceğiz deyenler " ? Demek ki, Spiritüel gelişimin de, sindalığın da, her şeyin de tabanında gene kendine hizmet felsefesi yatmaktadır.

Bir çok kişi parayı hakir görür ve "Parayla mutlukuk olmaz" derler. Fakat bu sözü söyleyenlerin içinde gerçekten hatırı sayılır para sahibi olan bir kimseyi ben hiç görmedim? Ya siz gördünüz mü?

Ben, elinde bir güç olup da, bunu kallanmayanı da görmedim. Siz gördünüz mü? Zengin adam parasının gücünü, Mafya silahının gücünü, Güzel bir kadın dişiliğini, Bir sporcu adele gücünü, Meclisteki milletvekilleri politik güçlerini daima ve daima kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar. Elinde bazı ruhlar güçler olan kimse de, şayet gerçekten güç varsa kullanır. Hiç şüpheniz olmasın. Hepimiz insanız.

"Ben yapabilirim gücüm var ama doğru değil diye kullanmıyorum" deyen yalan söylüyordur ve sadece dünyasal kompleksleri uğruna kendisini güç sahibi saydırarak karizmatik olmay ve özellikle de karşı cinsi etkilemeye çalışıyordur. Fakat her sabah aynaya baktıkları zaman karşılarında gördükleri sadece korkak bir maymundur.

Büyü yolu ile Dervişin yolu arasındaki farklılıklardan yukarda bahsettik. Bu duruma biraz daha açıklık getirmek gerekirse, Büyü ve tabii yüksek büyü tekammülün korsan yoludur. Hiç bir şeyhe, bir silsileye bağlı olmadan ve elindeki en güçle orantılı olarak, kendi en vahşi arzularını tatmin edip, doyum sağlayarak ilerleyen bir yoldur. Tehlikelidir ama o derece de zevklidir. Cesur insanlar gerekir büyünün yolu için. Bu kısmı kapatırken son yıllarda çok tutulan "Angel" dizisindeki bir sözü kullanmak istiyorum: "Savaşlar cehennemdir. Ama barış da çok sıkıcıdır!"

YİNE HAVASS

Yukardaki bölümlerde Havass'tan ziyade doğu, batı ayırmadan genel büyüden bahsettik. Şimdi merceğimizi daraltır da yine Havass'a bakarsak. Şu sonuca ulaşırız. Havass, ne derlerse desinler, büyüdür. Bu böyle kabul edile!

Baştan beri Havass'ı özet ve özlü olarak tarif için "İslami büyü sistemi" dedim. Fakat artık yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, İslami olarak Havass ismi verilen bu uygulamalar öz olarak islami değildirler.

Havass'taki şiirsel azimetler, Kabala'dan bile değil, İslamiyet öncesi Lat, Menat, Uzza gibi putların tapımından gelir. Daha önceki bir yazımda Saatlerin, Astrolojik uyumlulukların, Ebced ve harflerle ilgili uygulamaların kökenleri hakkında birşeyler yazmıştım. Bu yüzden o konalar üzerinde durmayarak, sadece şunu söylüyorum. Havass'taki çoğu uygulama İslamiyet dışı ve öncesine aittir fakat bunların üzerlerine Müslümanlık elbisesi giydirilmiştir ve yüzyıllar içinde islamlaşmışlardır. Dolayısıyla Havass İslami bir uygulama olmuştur. Bunu böyle kabul etmek ve şayet bir uygulayıcı olacaksak onun kendi geleneklerine uymak zorundayız. Oruçsa oruç, riyazetse riyazet. Hiç bir zaman ben hazırlık evresinde batı majisine göre davranayım, mesela abdest de almıyayım, ama çalışırken bu zikirleri ve duaları kullanayım fikri ile bir yere ulaşamayız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://parapsikolojik.yetkinforum.com
 
Havas ilmi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu :: Maji ve Büyü :: Havvas-
Buraya geçin: