Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu

Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu


 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nefes Çalışmaları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Siyah
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Rep gücü : 56
Kayıt tarihi : 20/08/09

MesajKonu: Nefes Çalışmaları   Cuma Ağus. 21, 2009 10:05 pm

Pranayama - Dengeli Nefes Alma

Pranayama… Maharishi Ayurveda 'daki nefes egzersizleri, bir burun deliğinden öbürüne hareket ederek dengeli nefes almayı sağlayan Pranayama isimli tekniği kullanır.

Amaç, nefes alma ritmini daha düzenli hale getirmekdir. Bu da bütün sinir sisteminde rahatlatıcı bir etki bırakır. Sessizce oturup gözler kapalı olarak birkaç dakika dengeli nefes almak rahatlatıcıdır; bir çok kimse sonradan başlarında hoş bir hafiflik ve içlerinde hafif bir sıcaklık hissederler. Pranayama meditasyona en iyi başlangıçtır, çünkü dikkatinizi çaba harçamadan içinize çevirir ve zihni genellikle dolduran dağınık düşünce ve gürültüleri azaltır.

Modern bilim, beyin işlevinin beynin sağ ve sol kısımları arasında paylaşıldıgını göstermiştir. Sağ beyin etkinlikleri sezgisel ve duygusaldır; sol beyin etkinlikleri ise mantıklı ve düzenlidir. Maharishi Ayurveda, Pranayama tekniği yardımıyla beynin her iki yarısı ile konuşarak onları dengeye getirmenin yolunu bulmuştur. Nefes daha dengeli hale gelince bazı şeyler olur: düzenli aralıklarla nefesinizi sağ burun deliğinden sol burun deliğine değiştirirsiniz, zihniniz daha berrak ve çevik olur ve bedenin bir tarafı ötekinden zayıf kalmaz.

Sabah ve akşam 5 dakika Pranayama yapmayı, günlük ayurveda programının bir parçası olarak öneririz. Başlamadan önce şu noktalara dikkat etmelisiniz:

Hiç bir zorlama olmamalıdır. Başınız döndüğünde ya da nefes nefese kaldığınızı hissederseniz durun ve normala dönene kadar gözleriniz kapalı sessizce oturun. Burnunuz tıkalı ise, açmak için burnunuzu çekmeyin ve antihistaminik kullanmayın. Eger alerji ve nezle nedeniyle sinüsleriniz tıkalı ise doğal olarak açılana kadar Pranayama yapmayın.

Bu egzersizi ilk yaptığınızda mükoza zarlarınızın büzülmesi doğaldır. Bırakın gevşesinler. Birkaç gün içinde yeni proğrama alışacaklardır.

Pranayama 'yı radyo, tv veya müziğin çalmadığı sessiz bir odada gözleriniz kapalı uygulayın.

Nefesinizi tutmayın ve kaç saniyede nefes alıp verdiğinizi saymayın, çünkü burada amaç bedenin kendi kendine nefesi dengelemesidir. Doğal nefes ritiminiz size uygun olanıdır.

Dengeli Nefes Alma Nasıl Uygulanır (Pranayama) ?

Rahat bir iskemleye oturun, omurğanız dik olmalı. Gözlerini kapayın, zihniniz sakin olsun ve sağ elinizi, başparmağınız sağ burun deliğinin yanında olacak şekilde yerleştirin. Egzersizi yapmak için normal nefes alırken önce bir deliği sonra ötekini yavaşça kapatın. Kolunuzun yorulmaması için sağ dirseğinizi bedeninize yapıştımak yararlı olur fakat iskemleye veya masaya dayatmayın.

Pranayama şu şekilde yapılır,

1. Baş parmağınızla sağ burun deliğini kapatarak sol delikten yavaşça nefes verin. Sonra yine sol delikten nefes alın.

2. Sol burun deliğini diğer iki parmakla kapatarak sağ delikten nefes verin. Sonra yine sağ delikten nefes alın.

3. Beş dakika süreyle bu şekilde nefes alın. Sonra kolunuzu indirin ve bir iki dakika gözler kapalı oturun. Meditasyon yapanlar bundan hemen sonra meditasyona başlayabilirler.

Burada dikkat edilecek husus, her seferinde önce nefes verip sonra nefes almaktır. Derin nefes almaya gerek yoktur. Nefesiniz doğallıkla gelmeli, fakat her zamankinden biraz daha yavaş ve derin olmalı. Ağzınızdan nefes alma isteği duyduğunuzda bunu yapın, rahatlayınca yine egzersize devam edin. Bazı kimselerin nefes alış veriş düzenleri bazen değişebilir. Bu da normaldir ve daha da dengeli bir nefes alış şekline yaklaştığınızı gösterir.

Deepak Chopra - Yoga Pranayama Tekniği - Mükemmel Sağlık - yayınevi:İnkilap







Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Siyah
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Rep gücü : 56
Kayıt tarihi : 20/08/09

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Cuma Ağus. 21, 2009 10:05 pm

Araştırmaların sonuçlarına göre nefes alıp-vermek aslında tek bir burun deliği ağırlıklı gerçekleşmektedir. Bir burun deliğinden geçen hava miktarı, diğerinde göre birkaç kat daha fazla olabilmektedir.


Hangi burun deliğinin kullanılacağı vücudun ihtiyacına bağlı olmak üzere
günün belli zaman
dilimlerinde
değişmektedir. Her insanda daha yoğun kullandığı eli gibi, daha yoğun kullandığı burun deliği söz konusudur. Buna rağmen ağırlıklı kullandığımız burun deliği, gün içinde ve gecede devamlı değişmektedir. Aynı burun deliğinin sürekliliği yoktur. Yoğunlukla kullanım onbeş dakikayla sekiz saat arasındaki bir periyotta değişmektedir. Bu değişmeye tıp dilinde nazal siklus denmektedir.


Bir burun deliği ağırlıklı olarak kullanıldığında, o kanalı takip eden burnun boşluğundaki damarlar daralırken ( dekonjesyon ), burun boşluğunun kendisi genişler. Bu anda diğer delikte tam tersine burun boşluğundaki damarlar genişlerken (konjesyon), burun boşluğu daralır.


Burnun yumuşak dokusu altında bulunan sinir uçları doğal olarak beyinle ilişkilidir ve nazal siklus, beynin normal çalışmasına ve fonksiyonlarına tesir etmektedir. Eğer sağ burundan nefes alınırsa, ki bu diğer diğer burun deliği tıkanarak da uygulanabilir, sol beyin de elektrikî aktivite artar ve bu beyinden elektro ensefalogram ( EEG ) ile izlenebilir.


Tersine eğer sol burundan nefes alınırsa, sağ beyinde elektrikî aktivite artar. Bir burundan aşırı hava geçişi o burun mukozasında mekanik ve dokunma duyuları hâsıl etmektedir. Bu sufilerin ve doğu öğretilerinin kullandığı çapraz nefes çalışmalarının bilim tarafından anlamlandırılmasını ve kabul edilir bir gerçeklik kazanmasını sağlar.


Beyin sağ ve sol olmak üzere iki loptan oluşmuştur. Kişinin iradesi dışında çalışan iç organ
faaliyetlerini düzenleyen otonom sinir sisteminin de iki kolu vardır:


Sempatik sinir sistemi,
Parasempatik sinir sistemi.



Beynin sol lobu sempatik sinir sisteminin çalışmalarını düzenlerken, sağ lop parasempatik sinir sisteminin çalışmalarında yetkilidir. Sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir sistemine, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sistemine etki ederek çalışmalarına yön vermiş ve tesir vermiş oluruz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Siyah
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Rep gücü : 56
Kayıt tarihi : 20/08/09

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Cuma Ağus. 21, 2009 10:09 pm

Temel bilgi:

Sağ burun deliğimiz daha çok sol beyin yarı parçasını, sol burun deliği ise daha çok sağ beyin yarı parçasını havalandır, oksijenlendirir.

Beynimizin de sağ yanı parasimpatik sistem ( rahatlatıcı ) sol yanı simpatik sistem ( alarm : savaş ya da kaç ) ile ilişkilidir. Bu sistemlerin vücuttaki etkileri ise birbirine taban tabana zıttır. Dolayısiyle tıkalı bir deliğin yaratacağı etkiyi çözmek için o deliği açmak gerekir. Ayrıca burun delikleri gün içinde 15 dakika ile 8 saat arasında değişen periyotlarda, biz farkına varmadan kendi kendilerine bir açılma – kapanma süreci yaşarlar.Yani her an her iki delik te açık değildir.
Aslında; Nefes aldığınızda hava her iki burun deliğinizden aynı yoğunlukta geçmez. Belirli bir süre sağ burun deliğinden ve belirli bir süre sol burun deliğinden daha yoğun hava alırsınız. Nefes alırken, bir burun deliğinden diğerine geçişte, çok kısa bir süre için her iki burun deliğinden de aynı yoğunlukta nefes alındığı söylenir. Bu çok özel bir nefes şekli olarak kabul edilir ve uzak doğuöğretilerinde buna sushumna nefesi denilir. Sushumna nefesinin ölüm anında da gerçekleştiği söylenir. Ayrıca bu nefes şeklinin güneşin tam battığında ve doğduğunda da oluştuğu söylenir.

Eğer sizi sakinleştirecek olan sağ beyin yarı parçasına hava taşıyan sol burun deliğiniz tıkalı ise, evet sinirli ve yorgun hissedersiniz. Çünkü kan sürekli savaş veya kaç sisteminizin aktif olması nedeniyle kaslarınıza girmekte ve kassal bir gerginlik yaşamaktasınızdır. Adeta gerçek bir savaş yorgunluğu yaşarsınız.
Oysaki, bazen bu sistemin (savaş veya kaç sistemi ) aktif olması gereken durumlar, sürekli bir rehavetin olamıyacağı anlar da olabilecektir. Sizi bu rehavetten çıkaracak sol beyin yarı parçasına hava taşıyan sağ deliğinizde tıkanma olursa, bu sefer de gün içi aktivitenin gereği olmasına rağmen bir türlü enerjik olamayacaksınız.
Kısacası tıkalı burun deliğini açmak ve ihtiyaca gore gereken deliği kullanmak gerekir.


UYGULAMA VE ORANLAR

Değişik oranlarla yapılan çalışmaların herbirinin özel dikkat edilmesi gereken noktaları var. Ayrıntılarına girmeyeceğim
Akciğerlere alınan nefesin dakikadaki sayısı, hızı, oksijen kapasitesi, nefesi alırken ve verirken bekleme süreleri, nefes tutmaları, burnun sol ve sağ deliklerinden oluşturulan konbinasyon ve çeşitlemeler ve bunların her bir amaç için farklı harmanlanmaları, binlerce farklı nefes alma modeli ve buna bağlı olarak binlerce farklı tesir oluştururlar.

Yavaş alınan ( dakikada 3 - 4 ) nefesi yavaşça hızlandırmak farklı bir etki, aniden hızlandırmak daha farklı bir etki, hızlandırıp yavaşlatmak çok farklı etkiler oluşturur. Sadece nefesi belirli süre içinde ve belirli hızla çalıştırmanın yüzlerce çeşidi vardır. Her bir süre ve her bir hız derecesi sinir sistem üzerinde farklı bir etkiye sebebiyet verir. Dakikada 120 nefes alıp vermek farklı, 60 nefes alıp vermek farklı, 30 nefes farklı, 20 nefes farklı, 4 nefes farklı, dakikada alınacak bir nefes farklı bir tesir yaratır.

Sadece üst solunum yapmak, sadece mide solunumu yapmak, sadece alt solunum ( diyafram ) yapmak farklı sonuçlar hazırlar. Bunların birbirleriyle karışım oranları tamamen farklı tesirler yaratır.

Burundan alınıp burundan verilen, burundan alınıp ağızdan verilen, ağızdan alınıp ağızdan verilen, ağızdan alınıp burundan verilen farklı amaçlara hizmet eden nefes çeşitleri vardır.

Nefesin yavaş ve sakin alınması ve hızla vakumlanması, verirken yavaş ve sakin verilmesi, ani atakla verilmesi, agresif verilmesi, hızla büyük bir basınçla üflenmesinin her biri farklı tesirler yaratır.

Burnun sadece sol deliğinden alıp verilen, sadece sağ deliğinden alıp verilen, bir sağ bir sol deliğinde alıp verilen, sağdan alınıp soldan verilen, soldan alınıp sağdan verilen ve burun delikleri arasında birçok değişik varyasyon içeren nefes teknikleri vardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Siyah
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Rep gücü : 56
Kayıt tarihi : 20/08/09

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Cuma Ağus. 21, 2009 10:09 pm

Sudarshan Kriya



NEFESİN BİLİMİ SUDARSHAN KRIYA LABARATUAR ARAŞTIRMALARI

Araştırmalar gösteriyor ki, sağlığımız, yaşam kalitemiz ve hatta yaşamımızın uzunluğu zihinsel ve duygusal durumumuzdan etkileniyor. Beden-zihin bağlantısı üzerine yapılan çalışmalar, düşünce ve duygularımızın, beynimiz, endokrin hormonu ve bağışıklık sistemimiz üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bu etki duygulanımımız sonucunda salgılanan nöropeptit adı verilen kimyasallar ile açığa çıkmaktadır. Nöropeptitler, otonomik sinir sistemindeki, endokrindeki ve bağışıklık sistemindeki hücreler tarafından alınmakta ve onların işleyişini etkilemektedir.


Örneğin, neşe, sevgi, coşku gibi pozitif duygular, beyni, endokrini ve bağışıklık sistemini olumlu etkileyecek kimyasallar üretirler ve böylece hastalıklara karşı direnç geliştirmemizi ve genel sağlığımızı olumlu yönde etkilerler. Bunun tersine, öfke, korku, üzüntü gibi negatif duygular beyni, endokrini ve bağışıklık sistemini negatif şekilde etkileyecek kimyasallar üretirler ve böylece hastalıklara daha açık hale gelerek, genel sağlığımızı olumsuz etkilerler. Bu durum stresin fizyolojimiz üzerinde önemli değişikliklere neden olduğunun ve kanserden, kalp-damar problemlerine, astıma, depresyona ve ülsere yol açabileceğinin göstergesidir.


Stresten Arınmaya Giden Süreç


Yogik nefes bilimi en az 5000 yıldır sağlığı iyileştirmektedir. Zihnin ve duyguların sağlığımız üzerinde etkili olduğunu söyleyen ilk bilimlerden biridir. Bu bilimden gelen ve en kapsamlı teknikleriden biri de Yaşama Sanatı Vakfı tarafından öğretilen Sudarshan Kriya (SK) tekniğidir.


SK çeşitli ritmlerdeki nefeslerin, stresten arınmak ve vücuttaki sistem ve organları desteklemek, çok güçlü duyguların dönüşmesini ve zihinsel dinginliğin sağlanması için kullanılmasıdır.


Beyin Fonksiyonlarında Artış


Sudarshan Kriya (SK) ve eşlik eden egzersizlerin beyin fonksiyonu üzerindeki uzun süreli etkilerini araştırmak için 19 SK uygulayıcısının EEG değişimleri kaydedilmiş ve 16 kişilik kontrol grubu (SK ya da yoga, meditasyon uygulamayan doktor ve araştırmacılar) ile karşılaştırılmıştır. SK’yı uygulayan gruptakilerin beyninin sol ön bölgesinde, oksipital bölgede ve ortadaki bölümlerde beta aktivitelerinde kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde bir artış olduğu görülmüştür.


SK uygulayıcılarının, kontrol grubunda bulunan doktor ve tıbbi araştırmacılara kıyasla daha fazla zihinsel uyanıklık ve dikkat verebilme (beta aktivitesi) gösterdikleri gözden kaçmamıştır. Oysa kontrol grubunda bulunan denekler, meslekleri gereği bu tip becerileri çok daha fazla kullanıyor durumdadırlar.


EEG aktivitesi aynı zamanda SK ve eşlik eden egzersizler sırasında benzer ekonomik, yaş ve eğitim düzeyindeki 5 kadında ölçülmüştür. Bu araştırmanın sonuçlarına göre EEG alfa aktivitesinde bir artış olmuş ve beta aktivitesinde devamlılık gözlenmiştir . Bu durum dikkat ve uyanıklığın artmasının yanında rahatlamış/ gevşemiş bir yapıyı gösterir.



Kortizol (Stres Hormonu) Üzerine Etkisi


Birçok araştırma kortizol seviyesinin düştüğünü göstermiştir. Bir çalışmada stres hormonu olarak bilinen kortizol 35-50 yaş aralığındaki 21 kişide ölçülmüştür. Düzenli olarak SK ve eşlik eden egzersizleri uygulayan grup (Grup 1) ile henüz başlangıç seviyesinde olan grup (Grup 2) SK uygulaması sırasında karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda grup 3 olarak belirlenen ve başlangıç seviyesinde olanlar henüz nefes tekniklerini öğrenmeden klasik müzik dinleme esnasında ölçülmüşlerdir.


Başlangıç seviyesindekiler için SK uygularken ölçülen kortizol seviyesi klasik müzik dinlerkenki seviyeden anlamlı düzeyde düşük çıkmıştır. Bu durum SK’nın çok daha iyi bir rahatlama sağladığını gösterir. Düzenli SK uygulayıcılarının kortizol oranları başlangıç seviyesinde olanlardan anlamlı derecede düşük çıkmıştır. Bu sonuç da düzenli uygulayıcıların günlük yaşamın stresi altında daha az fizyolojik stres yaşadığını gösterir. Hem başlangıç seviyesinde hem de düzenli uygulayıcılarda serum kortizol seviyesinde SK sırasında ve sonrasında devam eden düşüşler, düzenli SK’nın gittikçe artan bir rahatlama ve strese direnç geliştirdiğini göstermektedir.



Kandaki Laktik Asit Üzerindeki Etkisi


Kandaki laktik asit stresin başka bir biokimyasal ölçüsüdür. Polis eğitim grubundaki katılımcılar yüksek dozda stres yaşarlar. Hergün yoğun bir fiziksel ve duygusal eğitimden geçerler. Bu gruba dahil 10 kişinin kan laktaz seviyeleri SK’yı öğrenmeden önce ve ilk uygulamadan sonra ölçülmüştür. İlk uygulamadan sonra laktik asit düzeylerinin anlamlı derecede düştüğü saptanmıştır. Bu durum SK’nın rahatlama ve gevşeme sağladığını göstermektedir.


Bağışıklık Fonksiyonu Üzerinde Etkisi


Bağışıklık sistemi bizi hastalıklardan korur. Doğal öldürücü (NK) hücreler bağışıklık sisteminin bekçileridir ve sistemi tümör hücrelerinden ve enfekte olmuş hücrelerden, onları yok ederek korurlar. NK hücreleri 3 grup katılımcının kanında ölçülmüştür. SK uygulayanlar, uygulamayanlar ve remisyon dönemindeki kanser hastaları. NK hücrelerinin, SK uygulayan grupta, diğer iki gruba kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Daha sonra kanser hastalarına SK ve ona eşlik eden egzersizler öğretilmiştir. 3-6 aylık düzenli uygulama sonucunda ,kanser hastalarının NK hücrelerinde anlamlı düzeyde bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Bu bilgi son derece teşvik edicidir. Çünkü kansere yakalanmış ve tadavi görmüş kişilerde NK hücresi az sayıda bulunur ve NK hücrelerinin varlığı vücudun yeni gelişebilecek bir kansere karşı savunmasını geliştirmek açısından önemlidir.


Antioksidan Enzimler Üzerine Etkisi


Vücudumuz sürekli olarak çevre kirliliğine maruz kalır ve hücreler normal metabolik yanürünler üretir. Bunun sonucu olarak serbest radikaller ortaya çıkar ve oksijen ile reaksiyona girerek, oksidan bozulmasına sebebiyet verirler. Böylece kanser, damar-kalp problemleri gibi birçok hastalığın oluşmasına katkı sağlanır.


Serbest radikaller ile savaşmak için , insan vücudu antioksidan enzimleri adı verilen bir savunma sistemine sahiptir. SK'nın bu enzimler üzerindeki etkisini araştırmak için bir çalışma tasarlanmıştır. Başlıca 3 antioksidan enzimi olan uperoxide dismutase (SOD), catalase ve glutathione, SK uygulayıcılarında, kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Bu veri, SK uygulayıcılarının antioksidan statülerinin daha yüksek olduğunu ve oksidan bozulmasına karşı daha etkin bir savunma mekanizmaları olduğunu göstermiştir.



Kandaki Kolesterol Üzerindeki Etkisi


Psikososyal stresin koroner kalp hastalığı ve hipertansiyon üzerinde önemli bir etkisi vardır. Koroner kalp hastalığında, LDL kolesterol, yağ ve damar duvarlarına yapışan diğer maddeler, kan akışını bloke eder ya da yavaşlatır. Bir çalışmada SK uygulayıcılarının, bu tekniği öğrenmeden önce ve öğrendikten sonraki kolesterol düzeyleri ölçülmüştür. Aynı zamanda bu kişiler düzenli uygulamanın 7. ve 45. gününde de ölçülmüşlerdir. LDL (zarar veren) kolesterolde olduğu kadar tüm kolesterol düzeyinde anlamlı bir düşüş görüldüğü gibi HDL kolesterolde (yararlı kolesterol) anlamlı bir artma saptanmıştır. Bu bulgular SK'nın kandaki kolesterol dengelerini düzenlediğini ve düzenli uygulamanın koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyona oluşumuna karşı önemli bir araç olduğunu gösterir.


Depresyon Üzerine Etkisi


SK'nın, depresyon ne kadar ciddi olursa olsun, depresyon tedavisi üzerinde %68-73 oranında başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bu teknikle depresyonun kalkması (psikiyatrik ölçülere göre - Beck
Depression Inventory, Hamilton Rating Scale for Depression) 3 hafta içinde gerçekleşmiştir.



3 ayın sonundaki takipte ise hastalar stabil durumda kalmışlardır. Yayınlanmış diğer araştırmalar da göstermektedir ki SK, hastaların beyin dalgalarını normalize eder, serum prolaktin seviyesini arttırır ve standart anti-depresan ailaçlar kadar etkilidir. Üstelik güvenlidir, yan etkisi yoktur ve maliyetsizdir.




Sonuçlar


SK uygulayıcılarının sübjektif görüşleri ile araştırma sonuçları birbirini tutmaktadır. Sübjektif raporlar, iyi hissetme halinin, huzur duygusunun arttığını söylerken, araştırmalar da EEG, kortizol düzeyi ve laktaz düzeyleri içinde rahatlamanın bulunduğu bir uyanıklık düzeyine işaret etmektedir. NK hücrelerindeki ve antioksidan enzimlerindeki yükselme ise düzenli egzersizin ciddi hastalıkları önleyebileceğini göstermektedir. Kolesterol seviyesindeki düşüş kalp hastalıklarını engellemekte ve büyük bir yüzdede depresyon hızlıca iyileşmektedir. Daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulması ile birlikte, bu tekniklerin sağlığı koruyucu yapıda olduğu göze çarpmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
demon-php
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 187
Rep gücü : 437
Kayıt tarihi : 13/08/09
Yaş : 35
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Cuma Ağus. 21, 2009 10:56 pm

Çok teşekürler yararlı bilgiler....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://parapsikolojik.yetkinforum.com
mehers
Başlangıç
Başlangıç


Mesaj Sayısı : 1
Rep gücü : 1
Kayıt tarihi : 11/11/09

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Çarş. Kas. 11, 2009 8:55 pm

Nefesin önemini böylesine vurgulayan bilgilere her zaman her yerde rastlamak mümkün değil,emeğinize bilginize sağlık.Teşekkürler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
demon-php
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 187
Rep gücü : 437
Kayıt tarihi : 13/08/09
Yaş : 35
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   Çarş. Kas. 11, 2009 9:50 pm

Burun deliği tıkalı olanlar (burnunda et olanlar) için gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmiştir...Tek çözüm ameliyat....:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://parapsikolojik.yetkinforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Nefes Çalışmaları   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nefes Çalışmaları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psişik güçler-Paranormal Olaylar Forumu :: Parapiskoloji :: Egzersizler-
Buraya geçin: